CeReN's profileYa Ümitler de biterse?PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 16

    .:Sadece bakma; Güzel Gör!...Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. (Bediüzzaman)

    Göz, neyi görürse, akıl onun derdine düşüp onunla meşgul oluyor..
    Öyleyse, ey göz, güzel bak !..
    Sen güzel baktıkça, güzeli gördükçe, kainatın sayfaları açılacak bir bir önüne..
    Sen bakmaman gerekenlere baktığında, yorulacak akıl ve kalp.

    Gayenin önünü toz kaplayacak..

    Kulak, işittiği sözleri tekrarlıyor..

    İşitilenlerden akla bir yol gidiyor sanki ve gereksiz her söz,

    o yolda ilerleyip, beyin kıvrımlarında yerini alıyor..
    Öyleyse, ey kulağım, kötü şeyler işiteceğini bildiğin yerden kaç..

    Gıybet ve dedikoduya kapan..

    Eller ve ayaklar, her gün türlü işte çalışıyor..
    Gidilmesi yere götürmeyip uzanıveriyor bazen ayaklar bir yerlere..

    Bazen, eller, vermesi gereken yere uzanmıyor..Geri çekiliyor..
    Öyleyse, ey el, “veren” ol..Ve ey ayak, en güzel yerlere taşı bu bedeni..


    Kalp, neyle doluysa, ameller de o yönde oluyor..Kalbin ne kadar kısmını boş sevgiler kaplıyor?..Sevgilerin esas sahibine yönelmeyince, bir yük oluyor kalp..
    Ey kalp, seni Yaratan’dan çok sevebileceğin kimse var mı?..

    Akıl…Güzelliklerin de, kötülüklerin de gerçekleşmesinin önceki durağı..

    İradeyle yönlendirilen, niyetlerle anlamlanan ameller…
    İşte ey aklım, düşünmektir mesleğin..Tefekkürdür emelin..

    Hayrı ve iyiyi hayal etmekte, hayra karar vermekte, iradene hakim olmakta, yani senin işleyişinde belirleniyor her şey..Çizgiler böylece çiziliyor..

    Dil, türlü tatlarla mütelezziz..Türlü kelamlarla müteellim..
    Bazen, dökülen kelamın her biri ayrı bir tohum, ayrı çınarlar yetiştirecek..
    Bazen, ağır bir yük olarak inecek insanların kalbine kırıcı sözler..

    İşte, ey dil!... Sarf ettiğin sözleri koru…Hayra dön, şerde tutul..

    İyi tad..Fabrikanın yasakçısı hükmünü koru..

     

    September 10

    Hak hukuk konusunda bir Halife ile bir kölenin farkı olmadığı gibi, bir beyazla siyahın veya bir Kürtle Türkün de farkı yoktur!.. „Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır.“

    http://www.arastiralim.net/wp-content/uploads/2008/12/hayat-enerjisi-ile-yasar-insan.jpghttp://photos-c.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs163.snc1/6095_118213510859_97726725859_3434866_1016674_n.jpg

     

    „Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Hiç şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır. Hiç şüphe yok Allah, bilendir, haber alandır.“ (Hucurat/13)



    Genelde imanı zayıf ya da münkir insanların sordugu bir sor var. „Mademki insanlarım tümü bir ana ile bir babadan dünyaya gelmiş, türemişlerdir o zaman insanlar ya da topluluk veya milletler arasındaki farklılıklar niye, neden kimisi efendi kimisi köle ve neden kimisi zengin kimisi fakir v.s.“
    Aslında soru çok yerinde ama günümüzdeki farklılıkların sebebi islam degil, toplumlar ya da devletler islamla idare edildiklerinden böyle bir farklılaşma meydana gelmiş degil, aksine toplum ve idare islamdan uzaklaştıgı için aslında rahmet olan farklılıklar günümüzde azaba dönüşmüş durumda.
     
    Yukarıya aldığımız Hucurat Suresi’nin 13. Ayetinde Cenab-i Allah pek açık bir şekilde ifade ediyor.
     
    1- İnsanlar yaratılış itibariyle eşittirler. Aynı ana ve babadan olmalarına rağmen, değişik dillerle konuşuyor, değişik renk ve sıfatlara sahip, degişik millet ve kabilelere bölünmüş insanlık toplumu eşittir.
    Peki nerde?
     
    Yaşamda
    İnsan haklarında
    Irkının ve kabilesinin özelliklerini muhafazada
    Dilini kullanmada
    İslama uygun kültür, örf ve adetlerini yaşama ve korumada
    Ve buna benzer insan yaşantısıyla ilgili bütün konularda eşittir. Birine verilen haklar diger ırk ve kabilelere de verilmiştir, aralarında hiçbir fark yoktur. Farklı dil ve renklerde oluşları Yüce Allah’ın büyüklüğünün alametlerindendir (Rum/22) Çok renklilik ve çok kültürlülük rahmettir, zenginliktir, çeşitliliktir, mozayiktir, yeterki insanlar bunu dürüst bir şekilde kullanabilsinler.      

    Yeterki insanlar Allah’ın ayetlerinden olan farklılıkları rahmet olarak alğılasınlar, o farklılıkları tanısınlar. Farklılıklar parçalanarak, birbiriyle çatışmak, çekişmek, dagılmak, birbirinden ayrılıp kopmak için değil, hele üstünlük taslayarak birbirini boğazlamak ve bir kısmını efendi diğer kısmını köleleştirmek için değil!.. Aksine biribiriyle tanışıp kaynaşması içindir.
    Tanışmak; bir ırk diğer ırkın renğini, dilini, kültürünü tanımasıdır.
    Tanışmak: bir ırkın diğer ırkı enaz kendisi gibi bilmesi, ona saygı duyması, kendisine, ırkına, milletine istediğini, arzu ettiğini ona da istemesidir. Kendisine reva gördüğü her şeyi diğer din kardeşlerine de reva görmesi, kendi veya ırkı için istemediği hiçbir şeyi diğer ırklara da istememesidir.


    Çünkü Ayet “Ey insanlar” diye hitap etmekte, “ey müslümanlar veya müminler” diye degil!
     
    Evet insanlar yaratılış itibariyle eşittir ve eşit haklara sahiptir dedik,. Ne yazıkki bazı ırklar zamanla değişik şekilde yaratılmayı farklı temellere dayandırarak kendisinden ayrı olanları farklı gören hatta kendisinden daha aşağı gören zihniyetlere sahip oldular. Bu da dünyada büyük zülümlere, işgallere, hak-hukuk ihlaline sebep oldugu gibi müminlerde inanç üzerinde de olumsuz etkiler yaptı. “Ben farklıyım, ben iyiyim, ben hizmet edilmeye layıkım, ben herkesten daha çok cesurum, ben efendiyim başkası benim kölemdir” zihniyeti Kur’an’a tam ters zihniyetlerdir. Kimileri belki de farkında olmayarak bu konuda küfre kadar yakınlaşıyorlar.
     
    Bu tür sapık düşüncelerin yeryüzünde büyük katliamlara sebep olduğu hepimizin malumudur. Yakın zamanda Nagazaki ve Hiroşima’ya atılan bombalarla, Halepçe’de yapılan kürd katliamı insan zihinlerinden silinmeyecek kadar büyük örneklerdir. Örnekler sadece bunlar mı?
    Yahudilerin İsrailoğullarını Allah’ın seçkin kulları olarak kabul etmeleri ve kendi dini emirlerinde bile İsrailoğullarından olmayanların haklarını ve seviyelerini, İsrailoğullarından daha aşağı tutmaları, Hindularda Kast sisteminin kurulması ve Brahmanların yüksek tabaka diger bütün insanların aşagı ve pis kabul edilmesi, Yecuc ve Mecuc ırkından Cengizhan’ın Orta Asya’da yaptıgı büyük katliamlar, avrupalıların Amerika kıt’asına giderek Kızılderili’lere yaptıkları katliam ve jenosid ve benzerleri!..
     
    2- İnsanlar farklıdır: Nerede? Elbetteki takvada!

    Adem ve Havva’nın çocukları olmalarına rağmen, değişik millet ve kabilelere ayrılan insanlar Allah nezdinde de farklıdırlar. Bu farklılık sadece takvadadır ve mükafat veya cezası da ahirette yine Allah tarafından takdir edilir. İnsanların takva derecesine göre bu dünyada muamele görmesi, birinin diğerinden üstün kabul edilmesi sözkonusu değildir. Hak hukuk konusunda bir Halife ile bir kölenin farkı olmadıgı gibi, bir beyazla siyahın veya bir kürdle türkün de farkı yoktur!.. 

     


    Hadis’te şöyle buyuruyor: "Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem de topraktan yaratılmıştır. İnsanlar ataları ile övünmeyi bıraksınlar yoksa, yüce Allah’ın katında pislik böceğinden daha değersiz hale gelirler." (Tefhimul Kur’an Hucurat/13)
     
    Efendimiz Veda Haccı’nda da şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Dikkat edin, Rabbiniz birdir. Hiçbir Arabın Arap olmayana üstünlüğü yoktur ve hiçbir Arap olmayanın da hiçbir Araba üstünlüğü yoktur. Siyah renkte olanın hiçbir beyaz renkte olana, beyaz renkte olanın da hiçbir siyah renkte olana üstünlüğü yoktur. Üstünlükler ancak takva iledir. Şüphesiz ki Allah katında en değerliniz Allah’tan en çok sakınanınızdır. Dikkat edin, tebliğ ettim mi?" Hepsi de "Evet tebliğ ettin ya Rasulallah" dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz’de (s.a) , "Öyle ise burada olanlar olmayanlara bunları ulaştırsın" buyurdu." (Beyhaki)  
    Sonuç:

    İnsanlar takva yönüyle birbirinden farklı olsalar da, dünya hak-hukuk konusunda eşittirler. Bu konuda mümin yada münkir arasında fark yoktur. Birine iman etmediği için zülüm yapamazsınız, hakkına tecavüz edemezsiniz! Bir millet veya bir toplumun sahip olduğu her hakka diğerleri de sahiptir. Bu hak Yüce Allah tarafından verilmiştir. Yerli ve yabancı tagutlarının ittifakıyla 50-60 kusur devletciğe bölünmüş islam diyarında ne yazıkki bu ayet kısmen de olsa uygulanmamaktadır. Bir kısım ırklar diğer kısma zülmetmekte ve haklarını gasbetmektedir. Ne yazıkki kimisi bunu islam adına yapmakta ve en büyük iftirayı Allah’a etmektedir.

    Allah hepimizi Kitabın tümüne inananlardan eylesin.

    July 30

    :::...(,YaŞaMaK,)...:::

    http://img2.blogcu.com/images/s/u/z/suzu/bad015f71bf5d3c12608222902688b56.jpg

    Sus ve dinle

    Çalan sessizliğin melodisini,

    O kadar güzel ki yaşamla kucaklaşmak

    Güneşin ilk doğuşu ile doğup

    Batışı ile ölmek…

    Sevmek, inanmak, bütün bir ömür boyu

    Sevilmek, sevmek kadar.

    Tadabilmek her acıdan

    Bulutlara uzanıp içebilmek

    O maviliklerden..

    Sonsuzluğun penceresinden

    Dünyayı seyretmek

     

    Hepsi bir anlık

    Doğmak ve ölmek

    http://galeri.netfotograf.com/images/medium/2A1AC0D72A116454.jpg

    Benim hakkım ey bülbül,senin hakkın değil matem..!

    June 02

    …:::::SeRzEn!şLeR:::::… Bildiginiz gibi ÖSS ye az bir zaman kaldı.Aynı Senaryo !!!..Lütfen dua edin dostlar bana ve arkadaşlarıma

     

    http://www.turkiyeegitim.com/images/news/6541.jpghttp://i27.tinypic.com/2n72gwn.jpg

    Son yıllarda öss sınavı yaklaştığı zaman hep aynı naralar atılıyor.’’Sınava bu senede başörtüsüyle alınmayacak’’, yasaklı bilmem kaçıncı sınav  vesaire..Birileri yine sınav sistemini tartışacak.Meslek liseleri gelecek gündeme tekrar.Katsayı problemi,imam hatip liseleri falan filan.Biz bu tabloya alışkınız.Bizim her yıl sınav öncesi yapılan bu muhabbetlere karnımız tok ! .. Ve tabiki sınavın hemen ardından sonuçların açıklanmasıyla birlikte başarılı başörtülü kızlarımız medyada başgösterecek..Ellerine birileri tarafından yazı tutuşturulacak.YÖK ü ve HÜKÜMETİ eleştiren yazılar olacak bunlar..Aldıkları puanlar büyük puntolarla yazılacak ve medyaya işte bakın bu çocuklar bu puanlarla açıkta kalıyorlar havası verilecek..Veya birilerinin içinden ‘’vah vah yazık bu çocuklara ‘’ demelerini sağlıyacaklar..Ayriyetten bu sorunlara Öss mevsimi hariç hiç yer ayırmayan islami kesime hitap eden gazetelerimizde baş sayfalarından haber yapma tenezzülünde bulunacaklar..

    http://4.bp.blogspot.com/_pb_n6-x_L4E/SMrMbhk5ESI/AAAAAAAAABk/26pTfexSyAY/s320/%C3%B6sskalks%C4%B1n.JPG

               Yani kısacası biz bu filmi senelerdir seyrediyoruz.ve bu senede aynı filmi seyredeceğimize benziyor. Sonuç ne? Ben cevabını vereyim.. ELDE VAR SIFIR !! ..Sar başa uğur..Oynat uğur..Olay bu kadar basit…

                 Ben bu satırlardan bu seneki öss sınavına başörtüsünü çıkartarak girecek tüm kızlarımıza ve bunca adaletsizliğe rağmen yılmadan çalışan meslek liseli kardeşlerime sesleniyorum..Gelin artık birilerini beklemiyelim..Gelin birileri artık elimize kağıt tutuşturmasın..Gelin derdimizi samimi bir şekilde anlatalım..Bu sene farklı bir yol seçelim ama arkadaşlarım..ÖNDER, İmder, bilmem ne der bizi temsil etmiyor..Hiç bir vakıf anlamaz bizi kolay kolay..Onlar imam hatip şöleni yapmaya devam etsin, biz aldırmayalım..Bu şölenlere siyasetçi çağırsınlar konuştursunlar..Biz aldırmayalım..Bunca yıpranmışlığımızın ardına birde şarkı söylesinler..Sanki …Daha fazla ileri gitmeyecem.Ama tüm imam hatipli kardeşlerime sesleniyorum ÖNDER vakfı bizi temsil etmiyor..EDEMEZDE !!

                  Bu sistemin boynu bükük çocukları olarak başkaldıralım varmısınız..Tabiki başkaldıracak bir başınız kaldıysa!! Adamlar o başıda her geçen gün daha fazla eziyorlar…Anlamıyorum sizleri anlamıyorum…Daha ne kadar ezdireceksiniz başlarınızı..Daha ne kadar bu taviz.. Nerede imam hatip kapılarında direnen ablalarım ,abilerim..Nerede bizim bu inancımız.. Bacılarımızın başörtüsü yetmiyor bu LAİK ŞEREFSİZLERE..Sıra Annemizin başörtüsünde ben bunun farkındayım..Sizler bilmem kaçıncı uykunuzdasınız..Yediğiniz coplar sizi yıldırdı mı yoksa abilerim??..Ablalarım sizde yoruldunuz galiba okul kapılarında??..Sizide inandırdılar belkide bu HÜKÜMETİN bu sorunları çözeceğine…Nerede o kalabalık protestolarımız.. Nerede o inancımızı gösteren birlikteliğimiz.. KAMUSAL ALAN BÜYÜYOR ABİLERİM ABLALARIM !!    Kamusal alan diye tutturdular bu  DİKTALAR !! Ben size sesleniyorum gelin birlikte bu uykudan uyanalım.. Ben doğacak kızıma bunun hesabını veremem, sizleri bilmiyorum !!!

     "Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan sana ummadık kapıları açan...Bilmezsin kimin için ettiğin duadır seni böyle ayakta tutan..."

    "Şebabül müslimin"

    Banu,Şeyma,Muhammet,İsrafil,N.Elif,Seher,Tuğçe,Yıldız,Nurcan,Tolga,

    Dilek,Elifmanav,Gülden,Selma,Talip,Ümmügülsüm,Besra,Halise,Ulaş,Mutlu,

     Sevim, Murat,Ersin,Züleyha,Çiğdem,Emine,Alev,Süheyla,Ümit,Sibel,Seçil,Akın,Melek,Sevda,

     Bülent,Çetin,Görkem,Kadir,Nigar,Ceren

    Sığındığım Rabbim bizlere yardım etsin inş. da güzel bi sınav geçirelim 6 Haziranda da arapça'dan var sınavım dua edin bizlere tüm dost bildiğim güzel insanlar lütfen :((

     

     

     

    March 20

    "Pişmanım" ,,,Pişmanlığı pişman etmeli....


    ResimResim 
    Pişmanlık…

    Galiba tanıyorum onu.

    Pişmanım…
    Açının sinüs değerini negatif almadım, sorum yandı. Kardeşime bağırdım, ürküttüm onu. Dört yanlışımın bir doğrumu götürmesine sebebiyet verdim. Hoş kokulu güzelim çiçeği dalından kopardım. Kaliteyle alakasız bir televizyon programı izledim. Anlatım bozukluğu yaptım, sonrasında düzeltemedim. Değer vermeye değmezlere değer verip, değerin değerini alçalttım. Ağlanacak halime güldüm de içim hep ağladı. Çözemediğim sorular için kızdım kendime, boşluğa bağırdım da sesim yayılmadı. Sesimi duyuramadım. Yırtıp attığım testler oldu pişmanım.

    Boğazımda kalan lokmalar da var benim. Söylediğimi düşünmedim. Düşündüğümü söyleyemedim, yuttum. Hızlı koştum, haddinden fazla hızlı. Bir yerlere yetişeyim dedim de sıkça düştüm. Bekledim. Çok vaktimi öldürdüm. Vakitlerin katiliyim pişmanım.

    Silemedim hiç, hep karaladım. Dil ile kalp yaraladım. Sabretmeyi bilemedim. Sonuca da varamadım. Düşünmekten kaçtığım da oldu pişmanım.

    “Kıymet” mi bilmedim acaba? “Kıymet” ne demektir onu bilmedim belki. Bir şeyleri bilmediğimi bildiğim halde neyi bilmediğimi öğrenmek istemedim. Ayıp ettim değil mi?. Bilmezken ayıp değildi de öğrenmedim pişmanım.

    Bugüne “hoş geldin” dedim de düne “hoşça kal” demedim. Dün süzülüp giderken, masumane gözlerime baktı, bense bakışlarımı bugüne verdim. Anlamadım dünü pişmanım.

    Bugün de dündü ya hani, yarının dünü… Yarınlar bugün oldu, bugünler dün; bense pişmanlıktan bin pişman, bir “pişmanım”…

    Mutluyum da aslında…Bir daha pişman olmamak adına elimden geleni yapacağım için..

    Düşünürsek; nedamet, vicdan azabını beraberinde getirirken,vicdan azabı da hatada tekerrürden kaçınmayı sağlar...

    Bu aşamada yenilmemeli; galip gelmeli, pişmanlığı pişman etmeli…

     
    February 27

    hAYATTAN nE öĞRENDİM ?

     

    Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki... “Hayattan ne öğrendiniz?” Verilen süre içinde aklıma gelenleri

    aşağıda yazdım. Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:

    Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi... Ağladım...

    Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. 

    Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla... Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim.

    İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu... Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

    Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.

    İnsan tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu... Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

    Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.

    Ekmeği öğrendim. Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini... Sonra da ekmeği hakla üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim. 

    Okumayı öğrendim. Kendime yazıyı öğrettim sonra... Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

    Gitmeyi öğrendim. Sonra dayanamayıp dönmeyi... Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

    Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta... Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

    Düşünmeyi öğrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.

    Namusun önemini öğrendim evde... Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.

    Gerçeği öğrendim bir gün... Ve gerçeğin acı olduğunu... Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

    Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.


    CAN DÜNDAR

     

    Kimsesizliğim(?) Üşüyoruz yine...

    Önüm düş,Arkam aşk,Sağım acı,SoLum sevda... BuLsaydım kendimi, sobeLicektim bu defa