CeReN's profileYa Ümitler de biterse?PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
August 14 "Ey iman eden akıl sahipleri; Allah'tan korkun..!![]() Allah Kuran’ın pek çok ayetinde Kendisi'nden korkmayı insanlara emretmiştir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Haşr Suresi, 18) … Öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkun. Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur'an) indirmiştir. (Talak Suresi, 10) Bir başka ayette Allah insanlara güç yetirebildiği kadar Kendisi'nden korkmasını, Allah korkusunu elinden geldiğince arttırmasını tavsiye etmiştir: Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin… (Tegabün Suresi, 16) Kuran ahlakını bilmeyen veya tam yaşamayan bazı insanlar ise Allah’tan korkmanın önemi ve gerekliliğini yeteri kadar iyi anlayamamaktadır. Bu, Kuran bilgisi yönünden eksik olmalarından ve Allah korkusunun gerçek anlamını bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Allah korkusu, Kuran ahlakının yaşanmadığı toplumlarda yerleşik hale gelmiş birtakım korku türlerine hiçbir şekilde benzemez. Kuran ahlakından uzak yaşayan insan toplulukları din ahlakından uzak kalmalarının doğal sonucu olan karamsar ruh halleri doğrultusunda pek çok korkunun esiri olmuşlardır. Gelecek korkusu, yaşlanma korkusu, yalnız kalma korkusu, ölüm korkusu, ani bir hastalığa yakalanma korkusu, alay edilme korkusu, başarısızlık korkusu, deprem korkusu, ölümcül hastalığa yakalanma korkusu ve daha pek çok korku türünün tuzağına düşen bu insanlar son derece mutsuz bir hayat sürer, her an başlarına kötü bir şey gelebileceği endişesi içerisinde müthiş gergin bir halde yaşarlar. İşte bu kişiler Allah korkusunu da kendi karanlık dünyalarında yaşadıkları korkular gibi sanma yanılgısına kapılmışlardır. Oysa Allah korkusunun bu sayılan korku türleriyle hiçbir ilgisi ve benzerliği yoktur. Allah korkusu, Allah’ın Yüce ahlakını bilen, Allah’ı tanıyan, O’nu çok seven bir insanda oluşan, saygı dolu, insanda coşku ve heyecan oluşturan çok asil bir duygudur. Yukarıda sayılan korkuların aksine, insanı büyük bir huzur ve mutluluğa sevk eden, aklını ve cesaretini artıran, bitmek bilmeyen bir şevk ve coşkun bir imana sahip olmasını sağlayan, insana derin bir anlayış, hikmet ve heybet veren bir korkudur. Allah’tan korkan kişi gelecek korkusu, ölüm korkusu, hastalık korkusu, yalnız kalma korkusu ve benzerleri gibi dünyevi korkulara kapılmaz. Çünkü başına her ne gelirse, ne ile karşılaşırsa karşılaşsın, bunun, tek gerçek dostu olan Allah’ın kendisi için yarattığı en hayırlı kader olduğunu bilir. Allah'ı kendisine vekil edinmiş olmanın konforunu yaşar, her işinde sadece Allah'a yönelip döner. Allah korkusu insana güzel bir ahlak kazandırır Allah’tan korkan bir insan toplumdaki en güvenilir kişidir. Allah’tan korktuğu için yalan söylemeyecek, Allah’ın hoşnut olmayacağı kötü davranışlar sergilemeyecek, kendi çıkarları değil, başkalarının çıkarlarını gözetecek, kendi rahatını değil, başkalarının rahatını düşünecek, etrafına hep hayır ve güzellik sunmaya çalışacaktır. Allah'tan korkan kişide samimiyet, dürüstlük, candanlık, vefa, sadakat, fedakarlık gibi güzel ahlaka ait tüm tavırlar en kaliteli şekilde görülür. Allah korkusu taşımayan bir insanda ise bu özelliklerin gerçek anlamda ve devamlı bulunması mümkün değildir. Zira Allah'tan, Rabbimiz'e hesap vermekten, cehenneme girip yaptığı kötülüklerin karşılığını görmekten korkmadığı için bu kısa dünya hayatında kendi çıkarlarından fedakarlıkta bulunup güzel davranışlar sergilemesini gerektiren bir durum olmadığını düşünür. Allah'tan korkan bir Müslüman ise bunun tam tersi bir tavır ortaya koyar. Her konuda Allah korkusundan kaynaklanan güçlü vicdanına başvurur ve çıkarlarını değil, güzel ahlakın sınırlarını korur. Müslüman cehennemdeki azaptan korkar ![]() Cehennemden korkmak, cehennemin azabını düşünerek Allah korkusunu arttırmak da Müslümanın önemli özelliklerindendir. Allah ayetlerinde Müslümanların cehennem azabından yana korku duyduklarını belirtmektedir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir: "Ve ben, Müslümanların ilki olmakla da emrolundum." De ki: "Ben, Rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir günün azabından korkarım." (Zümer Suresi, 12-13) De ki: "O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, (hep) besleyen (hiç) beslenmezken, ben Allah'tan başkasını mı veli edineceğim?" De ki: "Bana gerçekten Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın müşriklerden olma." (denildi.) De ki: "Şüphesiz ben, Rabbime isyan edersem o büyük günün azabından korkarım." (Enam Suresi, 14-15) Cehennemin varlığını düşünmek Müslüman için, imanını derinleştirecek, takvasını güçlendirecek, ahlakını güzelleştirecek önemli bir tefekkür yoludur. Müslüman Allah'ın Kuran’da detaylı detaylı olarak bildirdiği cehennemden korkar, cehennemin özelliklerini daima aklında tutar ve cehennemin adeta bir adım ötede olduğunu varsayarak davranır. Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. (Tevbe Suresi, 116) August 09 “Gerçekten nefis var gücüyle kötülüğü emreder.” (Yusuf süresi 53)NEFİS KÖTÜLÜKLE DOLUDUR KISKANÇLIĞA VE BENCİL TUTKULARA ELVERİŞLİDİR ASLINDA HER NEFİS KENDİNE BİR BASİRETTİR İNKAR EDENLER NEFİSLERİNDE BÜYÜKLÜĞE KAPILIRLAR KENDİ YANLIŞLARINI BİLİR, MAZERETLER ÖNE SÜRER NEFİSLER İNSANLARA BİR REHİNEDİR MÜMİNLER NEFİSLERİNİ ARINDIRIP TEMİZLERLER MÜMİNLER NEFİSLERİNİ HEVADAN VE BENCİL TUTKULARDAN SAKINDIRIRLAR ![]() MÜMİNLER AHİRETE KARŞILIK NEFİSLERİNİ SATIN ALIRLAR İNKAR EDENLER NEFİSLERİNE TERS DÜŞEN ŞEYLERİ YALANLARLAR Andolsun, biz İsrailoğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler. (Maide Suresi, 70) İNKAR EDENLER NEFİSLERİNİ ÖRTÜP SARARLAR İNKAR EDENLER NEFİSLERİNE UYUP HEVA VE HEVESLERİNi TERCİH EDERLER İNKAR EDEN KİŞİ ANCAK KENDİ NEFSİNE ZARAR VERİR Kitap Ehlinden bir grup, sizi şaşırtıp saptırmayı arzuladı; fakat onlar ancak kendi nefislerini şaşırtıp-saptırırlar da şuuruna varmazlar. (Al-i İmran Suresi,69) Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler. (Al-i İmran Suresi,117) Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler. (En'am Suresi, 26) AHİRETTE NEFİS HERŞEYİN DOĞRUSUNU ÖĞRENECEKTİR
AHİRETTE NEFİS MAZERET ÖNE SÜREMEYECEKTİR AHİRETTE İNKARCILAR, DÜNYADAYKEN KENDİ NEFİSLERİNE ZULMETTİKLERİNİ SÖYLERLER August 07 :::...Her nefis ölümü tadacaktır!...:::![]() Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi,35)
Sonra bunun ardından siz gerçekten ölecek olanlarsınız. (Mü'minun Suresi, 15) Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir. (Zümer Suresi, 30) Allah sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir. Şüphesiz, Allah bilendir, her şeye güç yetirendir. (Nahl Suresi, 70) Senden önce hiç bir beşere ölümsüzlüğü vermedik; şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz mü kalacaklar? (Enbiya Suresi,34) Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. (Al-i İmran Suresi,145)
"EY ÖLÜM"
Hayır dur gelme ey ölüm Ben sanıyordum ki daha var günüm Nede çabuk geçmiş yıllarım dünüm bu günüm Yani şimdi bittimi hep bütün bir ömrüm July 31 :::...(BahaneLeri.....miz)...:::![]() - Gençken yaşayamazsam başka ne zaman yaşayacağım
- Ben onlardan daha müslümanım - LA İLAHE İLLALLAH diyen herkes cennete girecek nasıl olsa - Yaşlanınca kılarım - Çalışmakta ibadet değil mi - Allah kısmet ettiği zaman kılarım
- Namaz kılmıyorum ama Müslümanım - ALLAH (c.c) kalbe bakar..Benim kalbim temiz - Zaman müsait olmuyor bir türlü, - Üşendim ya,o yüzden - Her koyun kendi bacağından asılır - O benimle ALLAH arasında - Bir şey olmaz ALLAH affeder - Ya o ayrı o ayrı, onunda yeri zamanı var - Cehennemde bir süre kaldıktan sonra cennete girmeyecekmiyiz - Bizim evde de kimse kılmıyorki - Cuma’ları hiç kaçırmıyorum ama o değilde.Bayram namazı filan kılıyorum yani. (İki Cuma arası günahların affı ile yol alıp,bu iki Cuma arası kılmadığı namazların günahının affolacağını düşünen bazı çevreler var) - Kendimi iyice disipline ediyim öyle (Sonu gelmez güne doğru kulaç atanlar) - La bu kadar günahla,Allah’ın karşısına nasıl çıkarım ben - Millet der, ‘hacı hocamı oldun’, gülerler adama - Dua da ibadet nasıl olsa,dua ediyorum gece yatarken ben - Dinden soğuttular beni, o yüzden - Ramazan gelsin kılarız,sorun değil - Bu işi kim sonuna kadar götürebilirki, sen kıldın da ne kazandın - Ramazanda kılarız, çünkü o zaman bir namaz yetmiş namaza bedel - Abdest alıcan,camiye gidicen filan, bunlar bizi aşar. - Kıldıkta ne oldu bugüne kadar,aynı hani? - Müslümanlığı tam olarak bilmiyorum ki daha. - İçimden geldiği zaman ve kendimi hazır hissettiğim zaman kılıyorum. - Kılmıyorum ama hiç günah işlemiyorum.... ![]() - Benim ahiret kavramım değişik.
- Aklıma bin türlü şey geliyor,yok olmuyacak böyle. - E inşallah,ileride Allah nasip ederse. - Bir gün bir başlıcam,tam başlıcam zaten. biliyorum - Benim bilmediğim tek şey 5 vakit namaz,o da işime gelmiyor. ‘ha ha ha’.. - Aha senin gibi gelip böyle konuşuyorlar,inadına kılmıyorum bende - Namaz kılmıyorum ama kimse beni öldürmedi şimdiye kadar ! - Kılmıyorum ama kılana da bir şey diyemem (Ömür geçer…) - Kur’anda ‘namaza yaklaşmayın’ yazıyo. (İçkili iken namaza yaklaşmama konusunda ayeti çarptıranlara uyanlar) ……..vs "...,Birde şeytan vesveseleri var günümüzde,…" - Zina değil bu, kendi aramızda sözlendik biz.
- Tevbe ederim sonra - Bir kereden bir şey olmaz be - Herşeyide dine yormasan olmaz - E bi kere başladık artık,içiyoruz - E günahsa niye yarattı o zaman ALLAH - Ya ne alakası var,keyfimizi kaçırma şimdi (Öğüt ve nasihattan sonra) - Herşeyin bir zamanı var - O yasak bu haram, ne helal o zaman? (İsyan şekli) - İş yok,ekmek yok, çalmadan çırpmadan olmuyor işte. - Eğilip kalktığımda kendimi tuhaf hissediyorum - Hep aynı rakamları oynuyorum,sistem kesin. Vuracak para - Millet orada gülüp eyleşirken,benim ne eksiğim var? - Kur’an da yazıyo mu böyle değil diye, ee? (Maalesef bu yaklaşım içinde olan çok var ) - Zayıfım ben,tutamıyorum ki kendimi. - Vay vay, gelip bana bir şey diyecek,ben öyle duracağım ha! Keserim adamı - Yasaklar tatlıdır, ehi ehi.. ….vs.. gider bu. Cenab-ı Allah sonumuzu hayır etsin inşallah,. Allah (c.c) cümle Hz.Muhammed (s.a.v)ümmetini korusun..Şeytanın şerrinden, nefsin şerrinden, gafletten,düşüklükten acizlikten koru bizi Hak yolunda ilet Allah’ım,..Gözünüz görüyor eliniz tutuyor diye isyan etmeyin uzaklaşmayın gelin teslim olun yoksa Allah zorla teslim aldığında haliniz ne olur...Zorla teslimde ölüm değil midir ??? ![]() En büyük ibadet, yaratılış amacımız alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim olmaktır.
'''Allah ile olduktan sonra ölüm de hoştur, ömür de.... July 26 :::...Nebe Süresi..Meali..ve Faziletleri...::: ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() İlk Mekkî sûrelerden olup 40 (kırk) âyettir. "Nebe' " haber demektir. Kıyamet haberlerini ihtiva ettiği için bu ad verilmiştir.
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Birbirlerine neyi soruyorlar? 2. O büyük haberden mi? 3. (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler. 4. Hayır! Anlayacaklar! 5. Yine hayır! Onlar anlayacaklar! 6. Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı? 7. Dağları da birer kazık . 8. Sizi çifter çifter yarattık. 9. Uykunuzu bir dinlenme kıldık. 10. Geceyi bir örtü yaptık. 11. Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık. 12. Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik. 13. (Orada) alev alev yanan bir kandil ( Güneşi)yarattık. 14. Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik. 15. Size tohumlar, bitkiler,yetiştirmek için 16. Ve ağaçları(birbirine) sarmaş dolaş bahçeler. 17. Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir. 18. Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah'a gelirsiniz. 19. Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur; 20. Dağlar yürütülür, serap haline gelir. 21. Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir. 22. Azgınların barınacağı yerdir (cehennem). 23. (Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklar , 24. Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar, 25. Kaynar su ve irin (tadarlar). 26. Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak. 27. Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı. 28. Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı. 29. Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır. 30. Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız. 31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır. 32. Bahçeler,bağlar, 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, 34. Ve içki dolu kâse(ler) . 35. Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler. 36. Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır. 37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir. 38. Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân'ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler. 39. İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun. 40. Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir. ![]() Hz. peygamberimiz bir hadis_i şerifinde şöyle buyuruyor:
<< İkindi namazından sonra, bu süreyi okuyan kimsenin Allahu Teala azabını kaldırır.>>
Diğer bir hadis_i şerifte de: <<Nebe süresini okuyan kimseye kıyamet günü Cenab_ı Hak cennetin soğuk şarabından içirir.>>
İnş. ezberleye bilirsek daha da rahat oluyor her zaman okunuyor Rabbim ondan razı olsun Hocamız vesile olmuştu ezberlemiştik okuyoruz inş. Herkesede tavsiye ediyoruz yapmadığımız hiç birşeyi söylemiyor yazmıyor ve paylaşmıyoruz Allah'ın izni ile inş...Slm ve Dua ile kalın... June 22 :::...Müslümanlardan olmakla emrolundum (Neml=süresi 91)...:::
"Müslümanlar da olması gerekenler" Onlar; “Allah (c.c)’ın Adı Anıldığı zaman Kalpleri ürperir.”
(Enfal-2) Onlar; “Allah (c.c)’a asla şirk koşmazlar.” (Furkan-6) Onlar; “(Her türlü) Zinaya asla yaklaşmazlar.” (Furkan-6) Onlar; “Namazlarını Huşu içinde Ve Dosdoğru kılarlar.” (Mü’minun-2) Onlar; “Boş şey (Bilinmeyen)lerden tümüyle yüz çevirirler. “(Mü’minun-3) Onlar; “Mallarıyla Ve Canlarıyla Cihad Ederler.” (Tevbe-20) Onlar; “Cahillerle asla tartışmazlar.” (Furkan-63) Onlar; “Kınayıcının kınamasından Hiçbir zaman korkmazlar.” (Maide-54) Onlar; “Emanetlerine ihanet etmezler.” (Mu’minun- Onlar; “Söz verdiklerinde sözünde dururlar.” (Bakara-177) Onlar; “Yetimin hakkkını kesinlikle yemezler.” (Nisa-2) Onlar; “Yolda kalmışlara yardım ederler.” (Bakara-177) Onlar; “İnsanların kusurlarını affederler.” (Ali imran-134) Onlar; “Yalnızca Allah (c.c)’a dayanıp güvenirler.” (Mücadele-10) Onlar; “Yeryüzünde Alçak gönüllü olarak yürürler.” (Furkan-63) Onlar; “Yoksulluk yüzünden evlatlarını öldürmezler.” (En’am-151) Onlar; “Hakk’ı bile bile gizlemezler.” (Bakara-42) Onlar; “İnananlara ‘Sen Mü’min değilsin’ demezler.” (Nisa-94) Onlar; “Namuslarını (ırzlarını) korurlar.” (Mü’minun-5) Onlar; “Anne Ve Babalarına öf Bile Demezler.” (isra-23) Onlar; “Kötü (kem) zanndan ve gıybetten kaçınırlar.” (Hucurat-12) Onlar; “Ahidlerine (Sözlerine) sadıktırlar.” (Mü’minun- Onlar; “Zekatlarını hakkıyla Verirler.” (Bakara-177) Onlar; “Mü’minlere karşı alçak gönüllüdürler.” (Maide-54) Onlar; “Darlıkta ve bollukta da infak ederler.” (Ali imran-134) Onlar; “Gerçekten felaha kavuşanlardır.” (Mu’minun-1) Onlar; “Allah (c.c)’ın ayetlerini az bir menfaatle değiştirmezler.” (Ali imran-199) Onlar;“Allah'a her daim şükrederler.“ (Bakara-17)
Onlar;“ Kesin bilgi ile iman etmişlerdir.“
(Hucura-15)
Onlar;“ Kur-an-a Kuvetle bağlıdırlar.“
(Araf-170)
Onlar;“Allah'ın karşısında ki acizliklerini bilirler.“
(Bakara-286)
Onlar;“Her şeyin Allah'tan olduğunu bilirler.“
(Tevbe-51)
Onlar;“Ahirete yönelmişler asıl hedef olarak ahireti belirlemişlerdir.“
(Nisa-74)
Onlar;“ Sadece Allah'ı ve mü-minleri dost edinirler.“
(Maide-55-56 )
Onlar;“ Allah'ın dinini tebliğ etmek için her yolu denerler.“
(Nuh-5-9)
Onlar;“ Öfkelerine kapılmazlar hoşgörülü ve bağışlayıcıdırlar.“
(Al-i imran-134)
Onlar;“ Güvenilir insanlardır.“
(Duhan-17-18)
Onlar;“ Büyücülük ve delilikle suçlanırlar.“
(Araf-132)
Onlar;“ Baskı ve zülüm görürler.“
(Şuara-49)
Onlar; “Rasullerden hiçbirini birinden ayırt etmezler.”
Allah'a iman ettik ve sen Şahid ol ki, Biz gerçekten müslümanlardanız
(Al-i imran süresi 72)
June 15 Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarmaİsra 37:... Kibirli olma, alçak gönüllü davran.
Müddesir 1-5:... Kendini fazla abartma.
Tekvir 25-27:... Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
Bakara 156:... Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.
Beled 5-6:... Her şeye hâkim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
Hucurat 10:... Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.
Muhammed 7:... İyiliği karşılık beklemeden yap.
Rum 21:... Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.
Vakıa 83-87:... Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
Bakara 263:... Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.
Furkan 63:... Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.
İnşirah 1-3:... Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
Maun 4-5:... Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.
Mücadele 7:... Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.
Rahman 7-9:... Çıkarcı olma. Adil davran.
Tekasür 1-2:... Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.
Tevbe 40:... En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.
Fatır 19-22:... Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.
Fecr 27-28:... En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.
Hakka 33-35:... Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
Haşr 10:... Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.
Kalem 1-2:... Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.
Münafıkun 4:... Bencil olma, tebrik etmeyi bil.
Saff 2:... Yalandan uzak dur.
Yusuf 32-33:... Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.
Ankebut 41:... İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.
Al-i İmran 92:... İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.
En'am 50:... Ön yargılarla hayatı kendine zehir etme.
En'am 60:... Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.
Felak 1-5:... Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.
Hacc 46:... Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.
İbrahim 42:... Merhametli olmaktan asla vazgeçme.
İsra 23:... Anne ve babana 'off' bile deme.
Nisa 149:... Kendini sürekli övmekten uzak dur.
Yunus 12:... Vazgeçilmez olmadığını kabul et.
Enfal 56:... Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.
Furkan 43:... Heveslerini kendine ilah edinme.
Necm 3:... İnanma duygunu diri tut.
Nisa 58:... Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.
May 30 "İnsanoğlu" ölüm sana son durak teslim ol Mevla'ya inadı bırak...
Bir aralıktan toprağa karışmış, parmakların ucu görünen bir belirti hayalde. Cansızdı; etrafını saran toprağı kabullenmese de iç içeydi onunla. Çok kesif bir trafikle hareket etmekte olan hücrelerin, fısıldaşan terennümleri de kesilmişti artık Hayat doluyken, vadiler dolusu altının, malın mülkün, hırs ve emelin dolduramadığı o eli, nasıl da dolduruvermişti toprak…. Ve kıskıvrak sarınca etrafını, karnı patlarcasına dolmuştu da “tamam yeter “ bile diyememişti. İş bu noktada bitseydi, mesut sayacaktı kendini el sahibi. Sonra, aynen ağaç kurdunun tahtayı kemirmesi gibi toprak da etini kemirmeye, derisini yüzmeye başlamıştı. Ardından yavaş yavaş vücudunun şeklini de kaybetmeye başladı. Sonra mı? Atılmış kemikler halinde kalakaldı. Geride bıraktığı hayır ve hasenat varsa, dost bulacaktı bir nebze, nefes alacaktı. Yoksa eğer, çok sessiz, karanlık ve dipsiz bu çukurda ne yapacaktı… Gün gelip de kemikler, oksitlenmiş demir gibi, yavaş yavaş eriyip toprakla karışınca mevcudiyetine ait hayat eseri de kalmayacaktı..Fakat bekleyişte ebedilik yok . Derken bedenle diriliş, canı hissediş anı. Aynı anda beyinleri zonklatan bir ses. “Sur” olsa gerek… Sonra; kumdan çıkış, hayatı yeni soluklamış, sağa sola dağılıp denizi arayan yavru deniz kaplumbağaları gibi, şaşkın ve telaşlı bir tablo çiziyor insanlar. Bir zamanki nefis “Biz öldükten sonra eski halimize mi döndürüleceğiz? Çürümüş kemikler olduğumuz zaman mı?” İnkârlarını hatırlıyorlar. “Demek ki ikinci diriliş de varmış”, diyorlar. Ama iş işten geçti, artık çok şey yok: Ana yok baba yok. Herkes çırılçıplak, birbirlerini gördükleri yok. Evet, elbiseleri yok fakat günahları giyinmiş insanlar. Borçlarını gerdanlık gibi boyunlarını takınmışlar. Şimdi çıplaklıklarından değil günahlarından utanıp duruyorlar.. Mahşerde toplanan insanlar, bir bir boyunun ölçüsünü alıyor mizanda. Öyle ki tozlar bile kaybolmamış tartılıyor. Zerre iyilik, zerre kötülük bile yazılmış deftere. Sonra sağdan soldan uçuşuyor defterler. Buna mukabil gülen, ağlayan, sararıp solan yüzler. Kimi mesut gülen gözler, kimi defterini gizler. Oysa o gün gizli saklı yok, her şey açıktır. Ve birden beliriverir yaptığı ameller… Kimine melek, kimine zebanı… Ardından yoğun bir sevkiyat başlar; Bir yol cennete, bir yol cehenneme…. Dünya-ahret esrarını çözmüş ve amellerini ebedileştirmişlere ise, korku yoktur. Hak yolu erlerinin yüzlerinde endişe bulunmaz asla. Dünyada O’nun (cc) yolunda ayağa bulanmış bir toz, zorlarcasına çökertir kefeyi. Diğer tarafta katmer katmer günahlar olsa da havada kalır kefe. Bir akıl veremez Hak eri bu işe: “Mümkün olsa da tekrar gidip toprağa, çamura bulasam Hak yolunda hizmet yolunda” der, gördüğü tablo karşısında. Nasıl ki dünyasını şehvetle dolduranlara cehennem kapılarını açıyor burada: dünyada ızdırap yüklenenlere de cennet kapılarını açıyor ardına kadar, çileden uzak. İman davasında koşturmaktan terleyen alınları ateş yakmaz o gün. Titreyen kalbin gözyaşları sel kesilir sıratta. İnler cehennem, “ Ateşimi söndürüyorsun çabuk geç!”diye. Tahtlara yaslanmış bin bir çeşit meyveden tatmak düşer ehl-i cennete. Küçük amellerle dikilen büyük sarayları temaşa eder gözler heyecanla. Gariplere müjdeler yağar o gün sağanak sağanak.
Kimine acı, kimine mutlu sondan; sonra film şeridi başa dönercesine, toprağa karışmış el hayalleşiyor tekrar. Gerçekleşmesi yüzde trilyon, trilyonlar olsa da hayal düşünüyor. Bulunduğu noktaya bakıp zihinler, vicdanını polis yapıyor idrak edenler. Gönül ister ki, nefislerini tanısın hep canlar. Tanısın ki Rabbi’ni tanısın, idrak etsin içinde bulunduğu hayatı. Aşina olsun bu fasla ve ikinci dirilişe. Ve önüne aşılmaz dağlar gibi dikili verdiği gün. “Zaten bekliyordum, tanıyorum bunu” desin gönül rahatlığıyla. Hazırlansın çaba göstersin sonsuzluğa..
Bir Hiç ki, İçinde Heplerin Hepsi; Ölüm May 06 "Benim Davam Beşeri Değil ki Ümidim Kırgın Olsun...![]() Düşmeyen yalnız Allah (cc)…Çünkü yegâne sübhan O’dur! Sadık, hiç günah işlemeyen bir melek değildir, o bir insandır. Varoluş sırrının nihai gayesine vakıf bir beşer… Düştüğü de olur yer yer. Ama o, takılıp sürçtüğü yere çakılıp kalmadan, doğrulup koşmasını bilen.. günahta kaybolmayan.. bilakis onu gafletten uyandıran, kaderi bir sarsma olarak değerlendiren ve anında şahlanışa geçen çelikten bir iradedir… Ümitsizlik haramdır. Günah, koparmamalı; daha sağlam bağlamak için, çözülüp yeniden ilmeklenme olmalıdır. Düşmelerde takılmak sadakati götürür. Aşmak gerek! Ağlamak.. bir ömür boyu ağlamak.. kirleri temizlemek için.. ötelere ak pak gitmek için.. Gitmeden affolunmak için.. ağlamak .. sessizlikte ve çok seslilikte.. hep içten samimi bir şekilde ağlamak.. Olmaz!..Olmaz Allah’tan ayrılmak. Çünkü O’ dur varılacak son durak. Yok, yok O’ndan gayrı ne bir sığınak nede bir barınak… Tek yol, af kapısının Sultanı’na başvurmak…” Dönüp dolaşmadan ilk sana geldim Allah’ım” demek ve hıçkırmak… Buruk bir gönülle… İşte sadık, ağlayan insandır! Ağlamaksa, en güzel, mücrime yakışır…. Düşmek, insanın yaratılışında ve ilk insanda vardır. İlk düşen ise bir peygamberdir; Cennet “mana” sından yeryüzü “madde” sine.. ve sadık, bir peygamber de değildir; ama Ademi yolun döneklik bilmez izcisidir. O yol ise Nasuh’ ı dönüşün bağrından süzülür “ İlk Yurda” doğru… En tecrübeli şeytan askerinin, yakıp yıkışı en korkunç silahları üzerine yönelttiği hedef , “ Vefa Erleri” dir. İçlerinde hilekar ve ikiyüzlü nefsi taşıyan.. Değişmez hedef; gerçek insan… Vurulabilir de herhangi birine. Ama günah tövbe içidir, nasıl ki rızık şükretmek için…”Settar” örtülecek günah ister. “Gaffar” affedilecek hata ..ve “Kudüs” , temizlenecek kir… Sendeleyenlere tekme atılmaz… Düşene basılmaz. El uzatılır bilakis; iradesine fer verilir ve kol kanat gerilir. Gel, dur etme!.. Çöl yolcularının perdedarı ol! Solmasın kan-ter yudumlamış çiçekler!... Öldürücü bakışların ve dışlayıcı sözlerin de neden?! Ümit kesilmez ki en zirve günahları bile setredebilen Rabb-i Rahimim’den. Kapat gözlerini tut dilini ve unut bildiklerini. Rabbim biliyor ya içimdekileri… Lanet yağdırmak çözüm mü?!... Niçin merhamet edilmesin? Oysaki lanet şeytandandır, aldanmışa değil… nefsedir, nefsin mağduruna değil.. Karanlıklaradır, pencerede kalmışlara değil. Işık yak ve yol göster! Karartma, zifiri dünyamı daha fazla. Sıkma, afakanları pençeleşen ruhlara. Vurma, kasırgalarla dövünen kalbime bundan öte. Yardım eden çok olur, yardım sevenlere. Bir sancak taşıyoruz hep birlikte.. el ele omuz omuza, gönül gönüle… Sancak düşmesin de varsın düşen ben olayım. Hayır, hayır, düşürmesin beni. Düşmekle düşürmek reva mıdır Resul-i Ekrem’in emanetini… Durdurun; önene set olun. Müsaade etmeyin kopmasına; kopmamışsa bugüne dek. Günahkâr sen isen de, bağışlayan Allah’tır.
Ey nur seferinin nurani tayfaları!.. Boğulanları kurtarmaya koşmaz mısınız? Geride kalanlara bir vefa eli uzatmaz mısınız? Kalmayıncaya kadar kimse geride bu davada çalışmaz mısınız? Fena düştüm Allah’ım.. Ne olur, bahtına düştüm Allah’ım, bundan gayrı düşürme zaten düşmüş bedeni. Ey günahları bağışlayan Ey günahkarıda seven Rabbim.. Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. (Mülk 14)
"Bir Elime Ay’ı Bir Elime Güneş'i Koysalar, Vazgeçmedin,Vazgeçmeyeceğiz Sultanım "Gevşemeyin üzülmeyin eğer inanmışlarsanız en üstün sizsiniz" ( Al-i İmran süresi 139) April 29 Cebrail’in getirdiği ilahi mesaj “kur-an” ile gözünüzü açın Azrail’in alıp götürdüğü taktiri ilahi “ölüm” ile gözünüzü kapatmadan
“Müslüman olmakla emrolundum.” (Neml süresi 91) “Ey Rabbimiz bizi Müslümanlardan kıl.”(Bakara süresi 168) “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat süresi 56) “Ey iman edenler, sabır ve namaz ile Allah’tan yardım dileyin. Gerçekten Allah sabredenlerle beraberdir. Ve Allah yolunda ölenlere “ölüler” demeyin, Tersine onlar diridirler fakat siz bunun şuurunda değilsiniz. Andolsun ki, biz sizi bir parça korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki; Biz Allah’a ait (kullar)ız ve şüphesiz O’na döndürüleceğiz. Rabbinden (olan bir salât) bağışlanma ve rahmet bunların üzerindedir ve hidayete erenlerde bunlardır.”bakara süresi 153–157) “Gevşemeyin, üzülmeyin eğer inanmışlarsanız en üstün olan sizsiniz.” (Al-i İmran 139) “ Nice kişiler vardır ki; Onları ne bir ticaret nede bir alış veriş Allah’ı anmaktan namaz kılmaktan zekât vermekten alı koymaz… Onlar kalplerin allak bullak olacağı o günden korkarlar.” (Nur süresi 37) “Hiç şüphe yok namaz, çirkince utanmazlıklardan ve kötülüklerden vazgeçirir .Allah’ zikir ise muhakkak en büyüktür.” (Ankebüt süresi45) "Sabır ve namazla yardım dileyin. Şephesiz bu huşu duyanların dışında ağır bir yüktür".(Bakara süresi45) “Gerçekten nefis var gücüyle kötülüğü emreder.” (Yusuf süresi 53)
Hamd olsun yerin göğün ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan Allah’a. O ölümle birlikte zorbaların imansızların boyunu, Ebu cehillerin, Kayserlerin, Firavunların emel ve isteklerini boşa çıkardı onları zelil ve perişan etti. Onlar ölümden nefret etmekteydiler. Ancak yüce Allah’ın vadi Sübhanesi gelince onları yerle bir etti. Köşklerden mezarlara, cariyelerle hoşça vakit geçirmekten kurtların ve böceklerin eline, yerin üzerindeki eğlence ve zevkten yerin altındaki meşakkat ve karanlıkta kıvranmaya dost ve yakınlarıyla beraber olmaktan, kabirdeki yalnızlığa, yumuşak ve ipek kumaşlardan yapılmış eşyalara yaslanmaktan sert topraklarda yatmaya mecbur bıraktı ve götürdü. Onların haşmeti ve gösterişli halleri kendilerini ölümden kurtaramadı. Hani? Onların sesi şimdi çıkıyor mu? Duyabiliyor musunuz? Baki oluşu, kahrı ve her şeyi kaplaması ve her şeye hükmetme vasfıyla bir olan takdir buyurduğu ölümle bütün canlıları zelil ve perişan hala koyan, Ölümü “takva” sahipleri için bir selamet bir kurtuluş ve vuslat kapısı yapan, asiler için ise kıyamete kadar mezarlarını bir mahpushane yapan Allah’ı tesbih ve takdis ederim. Görünen nimetlerle niyetlendirmek, galip gelip kahretmek öc ve intikam almak, yalnız O’na mahsustur. Yerde ve göklerde önce de, sonra da övgü O’na mahsustur. Salât ve selam, Mucizeleri açık ve alamet sahibi olan Hz. Muhammet’e ve onun al ve ashabına olsun Ölümün kendini yakalayacağı, kimseye gideceği yerin toprak, arkadaşlarının kurt ve böcekler, konuşacağı kimselerin (Münker Nekir) melekleri, yatağının toprak, devamlı oturacağı yerin kabir, uğrayacağı yerin kıyamet, son gideceği yerin Cennet yâda Cehennem olduğunu bilen kimseye düşen şeyin tefekkür ve tezekkürün ölüm olması, kendini ölüme hazırlaması ona göre tedbirler alması, ölümü bekleyip kendini ona hazırlaması demek olduğunu unutma. İnsan kendini her zaman mezardaki ölülerden biri kabul etmelidir. Çünkü ırak olan şey gelmeyecek şey değildir. Gelecek olan şey ne kadar uzak olsa da aslında yakındır. Akıllı olmak ölüme hazırlanmakla olur. “ Her canlı ölümü tadacaktır.” (Ankebut süresi 57 CeReN YaldıZ
Ve o kutsi söz; "Bir zaman gelecek ki yerin altı üstünden hayırlı olan." April 03 Şüphesiz ki hamd Allah’a aittir,![]() Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adı İle...
Şüphesiz ki hamd Allah’a aittir, Hamdolsun alemlerin Rabbi olan Allah'a! Hamdolsun Rahman olana, Rahim olana! Hamdolsun kendisinden başka ilah olmayana Hamdolsun hakimiyette ortağı bulunmayana Hamdolsun, bizleri yoktan var edene, yeryüzünde halife kılana Hamdolsun Rasûller gönderene, kitaplar indirene! Ve... Selam olsun gönderilen bütün Rasûllere! Selam olsun, bizlere Allah'ın âyetlerini okuyan, kitabı ve hikmeti öğreten kutlu elçilere! Selam olsun, kalplerimizi, beyinlerimizi her türlü pislikten arındıranlara! Selam olsun, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için çırpınıp duranlara! Selam olsun, insanları insanlara kulluktan kurtarıp, Allah'a kul yapanlara! Selam olsun, nemrudların, firavunların yakasından yapışanlara! Selam olsun, tağutlarla nasıl mücadele edileceğini bizzat gösterenlere! Selam olsun, Rablığa kalkışan, İlahlığa yeltenenlere haddini bildirenlere! Selam olsun Adem'e, Selam olsun Nuh'a Selamun ala Nuhin fil alemîn Selamün ala İbrahim Selamün ala Musa ve Harun Selamün ala İlyasîn Selam olsun İshak'a, Ya'kub'a, Selam olsun güzel yüzlü Yusuf'a Selam olsun Davud'a ve Süleyman'a Selam olsun aziz şehid Yahya'ya, Zekeriyya'ya! Selam olsun Meryem oğlu İsa'ya Ve... Selam olsun Allah'ın son Rasulüne! Selam olsun dünya kuruldu kurulalı beklenene! Selam olsun ümmetten ümmete anlatılan, anlatılan ve yolu gözlenene! Selam olsun İbrahim'in duasına, Selam olsun İsa'nın müjdesine, Selam olsun Amine'nin rüyasına! Selam olsun mazlumların sahibine, Selam olsun kimsesizlerin kimsesine, Selam olsun garipleri, mustazafları kanatları altında toplayana! Selam olsun Bilal'in arkadaşına, Selam olsun Selman'ın arkadaşına! Selam olsun, bir yere giderken yerine İbn Ümmü Mektum'u vekil bırakana Selam olsun evinde peş peşe iki gün doyasıya buğday ekmeği yenmeyene! Selam olsun vücudunda dalga dalga hasır izleri olana! Selam olsun, elinde veya evinde bulunanı dağıtmadan gözüne bir türlü uyku girmeyene! Selam olsun Allah davetçisine, Selam olsun ışıl ışıl aydınlık saçan 'Sirac-ı Münîr'e!' Selam olsun, hüzünlenince "vela yahzünke-üzülme!" diye Allah'ın teselli buyurduğuna! Selam olsun Rabbin terbiye ettiğine, hem de öylesine güzel terbiye ettiğine! Selam olsun güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilene! Selam olsun ahlâkı Kur'an olana, hayatı Kur'an olana! Selam olsun, yüzü bir genç kızdan daha çabuk kızarana! Selam olsun, Muhammed Aleyhisselam ile gönderilen nûru bugüne yansıtanlara! Selam olsun, yurtlarını, yuvalarını Muhammedî nur ile aydınlatanlara! Selam olsun, yavrularını, kalplerini, beyinlerini o Kuran'la ile doyuranlara, dolduranlara, tağutların kirletmeye çalıştığı minicik dillerini ve gönüllerini her akşam özenle temizleyenlere! Selam olsun hayatın bütün alanlarına, zamanın bütün dilimlerine Muhammedî nuru taşıyanlara! SELAM OLSUN HEP ÜMİT TAŞIYANLARA,ÜMİT DAĞITANLARA...... Allah-u Teala hepimize İslam üzere yaşamayı ve İslam üzere ölmeyi nasip etsin! Allahumme amin...
Allah'a emanet olun. Esselamu Aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu ![]() ![]() HAMD OLSUN ALEMLERİN RABBİNE HAMD OLSUN ALEMLERİN SAHİBİNE" March 26 """""" Derin derin düşünün......Lütfen bir kez daha""""""""""""" |
|
Çünkü düşünmeyen insan gerçeklerden tamamen uzak kalacak, yanılgılar ve yanlışlar içinde bir hayat sürecektir. Bunun sonucunda da dünyanın yaratılış amacını ve kendisinin yeryüzünde bulunuş amacını kavrayamayacaktır. Oysa Allah herşeyi bir amaçla yaratmıştır. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilir: Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye yaratmadık. Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler. (Duhan Suresi, 38-39) Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız? (Müminun Suresi, 115) Dolayısıyla her insanın başta kendisinin, daha sonra evrende gördüğü herşeyin ve yaşamı boyunca karşılaştığı her olayın yaratılış amacını düşünmesi gerekir. Düşünmeyen bir insan gerçekleri ancak öldükten sonra Allah'ın huzurunda hesap verirken anlar ama artık çok geç kalmıştır. O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? Der ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim." (Fecr Suresi, 23-24) Allah bize dünya hayatında fırsat vermişken düşünmek ve düşündüklerimizden sonuç çıkartarak gerçekleri görmek, ahiret hayatımızda bizlere büyük bir kazanç sağlayacaktır. Bu nedenle Allah, elçileri ve kitapları aracılığı ile tüm insanları, kendilerinin ve tüm evrenin yaratılışı hakkında düşünmeye çağırmıştır. Ayette şöyle buyrulmaktadır: Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar. (Rum Suresi, 8)
Eğer Bir Gün Dünyaya Ait Çok Büyük Bir Derdin Olursa, Rabbi'ne Dönüp |

Utanıyorum ALLAH ım..
..Ondört asır önce çekilen eziyetleri hatırlayıp, çekilenleri bilince..
..Saçma sapan sebepleri sorunmuş gibi büyüttüğüme..
..O ALLAH dostlarının çektikleri onca çileye ve yılmadıklarını düşününce..
..Utanıyorum yıldığım o günlere..
..Sebepsiz üzüldüğüm “çare”li çaresizliklerime..
..İmkansız sandığım her bir şeyi önüme sunulmuş görünce..
..Utanıyorum, kimsem yokmuş gibi yakındığım günlere..
..Annem babam olduğu halde hemde..
..Oysa Sultanlar Sultanının (s.a.v.) ne annesi oldu ne babası..
..Bunun için eziğim ki öyle..
..İmkanım ve zamanım olduğu halde değerlendiremediğim günlere..
..Cahiliye dönemini yaşamışız diye..
..Utanıyorum, uykumu ibâdetime tercih ettiğim gecelere..
..Rabbe en yakın vakit gecedir, bunu bile bile hemde..
..Duanın red olunmadığı, o eşsiz gece vakitlerinde,
..Alnımı seccademde yeterince tutamadım diye..
..Elimi dua için açamadığım gün ve gecelere..
..Utanıyorum, Rabbimin ve Resûlünün (s.a.v.) adını yeterince anamadım diye..
..Yemek yerken, aç kalanları hatırlıyamadığım günlere..
..Bir kaç hurma ile doyan Resûl-i Ekrem’i ve Ashabını bilince..
..Sıkıntıyı dert ettiğim “sıkıntısız” hâlime..
..”Sıkıntı nedir, bilmedik ki..” gerçeğini bilince hemde..
..Şükretmeyi unuttuğum anlara, acziyetime..
..Her şeye utanıyorum işte..
..Kusursuz ni’metlerle yaşadığımız için şükredeceğimize,
..Ni’metleri görmeyen körlerden oldum diye..
..Utanıyorum, her yeni bir kıyafet aldığımda,
..Senelerce aynı kıyafetiyle dolaşanları göremedim diye..
..Utanıyorum aynaya her bakışımda..
..Kusursuz yaratıldığımızı farkedemiyoruz diye..
..Utanıyorum, bilmediklerimi şimdi bilmeye,
..Görmediklerimi şimdi görmeye..
..Çok utanıyorum ALLAH ım.!
..Senden bir şey istemeye..
..Derim hep, “istemek” benden, vermek “isteme hissini verenden” diye..
..Şimdiye kadarki hiçbir isteğimi bu kadar eziklikle istemedim..
..Rabbim, dünyada utandım, Ahirette utandırma..
..Huzurunda utandırma...
..Yine de utanıyorum isterken..
..”Ben lâyık mıyım diye..
..İlâhi, Sen içleri en iyi bilensin..
..Affet, merhamet et..
..Azabından koru..


|
|